• Ezelden ebede izzetlenmiş müstesna insan...

  • Kelimeler "Misaller" ile zenginleştirildi...

  • İlhan Ayverdi

  • İlhan Ayverdi

Copyright 2019 - fakir@fenomen.org

Ayverdiler, vakıf insanlardı…

Kubbealtı Akademi Cemiyeti’nin serin ve insana huzur bahşeden bir odasına girdiğimde, 20. yüzyılın Kaşgarlı Mahmud’uyla tanışacağımı bilmiyordum.

Bıyıklar bile terlememiş bir mübtedi idim ve üniversiteyi o yıl kazanmıştım. Yıl 1976 idi ve Misalli Büyük Türkçe Sözlük hazırlıkları, o yıl henüz başlamıştı. Merhume İlhan Ayverdi, sözlük çalışmalarıyla meşgul idi. Bir fenâ fi’llah yolcusunun, “fenâ fi’l-lugat” aşkının başlangıcına şâhit oluyordum. Yumuşak, müşfik ve 700 yıllık birikimin verdiği bir güvenle, sözlükçülüğün ve sözlüğün medeniyet tarihi açısından önemini izah ediyor, yöntem, kaynaklar ve çalışma plânından söz ediyordu. Üniversite tahsiline yeni başlamış bir mübtedi için yepyeni bilgilerdi bunlar. Sadece yepyeni değil, baş döndürücü bir projeydi de. Kelimeler… Fişlemeler… Örnekler… İzahlar… Ve Türkçe’nin en büyük sözlüğünü hazırlama heyecanı…

Tahsilim ilerledikçe, İlhan Abla’nın ve ekibinin heyecanını daha da iyi anlıyordum. Kaşgarlı Mahmut’tan sonra, Türkçe’nin sözlüklerini 1680 yılında Meninski’nin ve 1890 yılında Redhause’un yazdığını öğrenecektim. Şemseddin Sami’nin 1901 yılında yayımladığı Kamus-ı Türki’nin bile en büyük sözlük olma özelliğini kazanamadığını öğrenince de şaşıracaktım.

Kubbealtı Akademi Cemiyeti’nin o odasında, Türk medeniyetinin kelimelere aksetmiş kılcal damarlarının nabzının tutulduğunu anladığımda, mütevazı bir eski medrese odasının nelere şâhitlik ettiğini idrak etmiştim.

Çeyrek yüz yıldan 3 yıl fazla, tam 28 yıl sürdü bu çalışma ve 2004 yılında 3 cild hâlinde neşredildi.

İlhan Abla’nın şahsında, büyük bir medeniyetin kelime hazinesi gün ışığına çıkmıştı. Artık Meninksi’ye de Redhause’a da ihtiyaç kalmamıştı. Her kelimenin dilde kullanılışının örnekleri, en seçkin müelliflerden ve en güzide şâirlerden alınan cümlelerle ve mısralarla desteklenmişti. Kaşgarlı Mahmud’un torunu, atasının da kullandığı örnekleme yöntemiyle, atasına lâyık bir sözlük hazırlamıştı.

Devamını oku: Ayverdiler, vakıf insanlardı…

GÖÇEN BİR DAĞDI

A.Yağmur Tunalı

Yazıya, ”O, benim İlhan Abla’mdı” diye başlamak, duyduğum ferdî ıstırâbı duyurmaya uygun düşse de, gidenin büyüklüğü yanında zavallı bir sızlanıştan ibaret kalıyor. Halbuki, bu gibi kayıplar karşısında en çok beğendiğim yazılar ferdin duygularını verenlerdir. Yazan insan, en çok bu yazılarda  sade halinde görünür, en sıcak ve en samimi haliyle, kendisi olarak karşımıza çıkar, aklın prangasından ve günlük endişelerden sıyrılarak konuşur.

Evet, kayıplar karşısındaki bu tarz yazılar, en çok sevdiklerimdir. Ancak, bu defa, kendim için bu yolu tercih etmeyeceğim. Mâzûrum;  çünkü, o’nun aziz varlığı, her zaman insan ve hayat adına değişmez prensiplerle konuşup yazmaktan ve -en önemlisi- o çerçevede davranmaktan yola çıkardı. İçimden bir ses, yazacaklarımın, o genel prensiplere hiç olmazsa benzemesi gerektiğini ihtar ediyor. O perdeden ses veremeyeceğime göre, bazı akislerle yetinmek zorundayım.

***

Bu kaybın ne demek olduğunu henüz bilmiyoruz. Şüphesiz, bir dağ göçmüştür. Hiç şüphesiz, ansiklopedi çapında bir değer gitmiş, ansiklopediler çapında bir yaşama değeri hayatımızdan çekilmiştir. Gaybûbetinde, en çok hangi hususta zorlanacağımızı düşünürken, birden bire hüzün ve hayretle fark ettim ki, o’nu bir şeyde değil,  çok şeyde aynı ağırlıkta hatırlayacağız.

Devamını oku: GÖÇEN BİR DAĞDI

ABİDE ŞAHSİYETLER

İlhan Ayverdi, O da bir Manisalı. Akhisar doğumlu, ama kökenlerinin bir ucu Dağıstan'da bir ucu Balkanlarda, tam bir Osmanlı ailesi ve belki de yaşayan son Osmanlı. Babası Murat Tolun Bey, İstiklal Harbi Mücahitlerinden Akhisar Cephesi Kuva-yı Milliye Kumandanı, O dönem Galip Hoca diye bilinen Celal Bayar evlerinde kurtuluş planları yaptığı silah arkadaşıdır. Yunanlıların Akhisar'ı yakma teşebbüsünde çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşturduğu treni hareket ettirmek istemeyen Rum makinistin şakağına tabancasını dayayarak, trenin hareket etmesini sağlayan ve tren halkını Yunan kuvvetlerinin elinden kurtarmış gözü pek bir kahraman ve İstiklal Şeref Madalyası sahibidir. Kurtuluştan sonra Akhisar Tayyare Cemiyeti Başkanlığı yapmış, Akhisar I, Akhisar II uçaklarının alınmasın gayretleri ile büyük katkı sağlamış, Akhisar Kültür Merkezi ve Tayyare Sinemasının yapılmasına ön-ayak olmuş bir teşkilatçıdır.

 İlhan AYVERDİ'nin, Akhisar İlk ve Ortaokulu ve İzmir Karataş Lisesini müteakip, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat bölümünü seçimi, İstanbul yıllarının ve "Türkoloji" dünyasındaki emsalsiz yerinin de başlangıcı olacaktır. Asıl dönüm notası ise, mütefekkir ve yazar Samiha AYVERDİ'nin "Yaşayan Ölü" adlı romanını Cağaloğlu'nda alışveriş yaptığı kitapçının tavsiyesi ile alıp, bilahare İstanbul Maarif Müdürlüğünde birlikte çalıştığı Mehmet Örtenoğlu Dede vasıtası ile Samiha AYVERDİ' nin önce sohbet ve muhabbet halkasına girmesi, sonra da SAMİHA hanımın Ağabeyi Ekrem Hakkı AYVERDİ'nin zevcesi olarak aile içine dâhil olması ile gerçekleşecektir. Bundan böyle de bu üçlü yirminci asırdaki kültür dünyasının merkezi haline gelir.

Devamını oku: ABİDE ŞAHSİYETLER

f t g m